Bundan yaklaşık 1 sene evvel kliniğime geldi. 42 yaşında, oldukça hoş, bakımlı ve kendini son derece iyi ifade eden, mesleğinde başarılı bir kadındı. Teknolojiyle arası iyiydi ve beni uzun zamandır dijital mecralarda takip etmişti, yapılan, uygulanan son teknik operasyonlardan haberdardı. Hastalar odama girdiğinde yüzleri başta olmak üzere, ayrıntısıyla her bölgesini incelediğim için, aynı gözlemi onun üzerinde de yapmıştım. Yüzünde ufak tefek kırışıklıklar dışında herhangi bir sorunu yoktu. Bekâr, hayatını tamamen işine odaklamış, başarılı bir iş kadını… İş hayatının her basamağında karşı cinsle beraber çalışmış, çoğu zaman kadın olmasından dolayı önüne çıkarılan pek çok engelin de başarıyla üstesinden gelmişti. Peki, onu bana getiren neydi?

“Şimdi size ailemin dışında çok yakın arkadaşlarımın dahi bilmediği bir eksikliğimden bahsedeceğim ve yardımlarınızı isteyeceğim” dedi.

İlk defa ailesi dışında birisine sorunundan bahsetmenin heyecanı ve gerginliğiyle, o güçlü, yıkılmaz olarak nitelendirebileceğim kadın, ufak bir kız çocuğu gibi ağlamaya başladı. 42 yıldır bir sır gibi sakladığı meme sorununu anlattı bana. “Odamda boy aynası yok, makyaj yapıp çıkarım evden, banyo yapmak benim için gözlerimi kapatıp hızlıca temizlenmekten öte bir davranış değil. Bedenimin diğer noktalarına dahi bakamıyorum. Şuranda siyah bir ben, burada bir doğum lekesi var dahi deseniz haberim yok, memem yüzünden bedenime küsüm ben.”

O anda onu muayene etmek yapılacak en mantıksız girişim olacaktı. Sadece sıcak bir içecek söyleyip sohbet etmeyi teklif ettim. Onun sorunu, doğuştan tek memesinin olmasıydı. Meme yokluğu olarak ifade edebileceğimiz bu problem çoğu zaman ergenlik dönemine kadar kendini belli etmeyeceği gibi, doğuştan meme uçlarının koltuk altı ya da kasık gibi farklı yerlerde konumlanabilir yahut çift başlı tek meme şeklinde de belirebilir. Her iki memenin de çocukluk yaşlarında normal olması fakat ergenlikle birlikte birinin gelişmemesi ise yine karşılaşılan problemler arasındadır.

Çayımızı yudumlarken ona, o dönemin popüler dizilerinden Muhteşem Yüzyıl’ı izleyip, izlemediğini sordum. İzlediğini söyleyince Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı olan Mihrimah Sultan için dile getirilen bir söylentiden bahsetmeye başladım. Asıl ismi “Mihr ü mah” olan, Kanuni’nin Hürrem’den olma kızının, tek göğsü yokmuş. Bu kadar yakından takip ettiği bir dizinin en önemli kahramanlarından birisi olan sultanın da aynı problemi olduğuna inanamayan hastamın, ufacık da olsa gözleri parlamıştı. Acılar paylaşılınca azalır ve ne zaman kendiniz gibi birisini görseniz, çektiğiniz acı daha katlanır hale gelir. “Neden ben?” sorusu daha az sorulmaya hatta demek ki olabiliyormuş, buna da şükür bilgeliğine erişilir.

Mihrimah Sultan, Mimar Sinan ustaya bir cami yapmasını ve yanı başına da bir hamam inşa etmesini, içine de kendisine özel bir loca konmasını rica eder. Mihrimah Sultan’ın sadece kendisine ait olan bu locaya gelerek, yalnız başına, cariyelerinden bile yardım almadan, kimse bedenini görmeden yıkandığı söylenir. Bu söylenti zamanla tüm İstanbul’u sarar ama Mihrimah’ın güzelline kesinlikle gölge düşürmez. Hatta sonraları kanserden dolayı göğsü alınan veya doğuştan meme eksikliği sorunu yaşayan kadınlar, bu hamama gelerek, temizlenmişler, dertlerine deva olması için dualar etmişlerdir.

Bu söylenti ne kadar doğrudur bilemiyoruz ama dünya üzerinde meme yokluğu sorunu yaşan birçok kadın var. Hastam, meme yokluğundan dolayı, denize girmediğinden, sutyeninin içerisine protez koyarak dolgunluk sağladığından ve daha önemlisi bugüne kadar hayatına hiçbir erkeği sokmadığından bahsetti. Doğuştan tek göğsünün olmayışı, onu sürekli bir yalnızlığa, utanca iterken, yalnızlıkla başa çıkabilmek için iş hayatına odaklanmıştı.

Mihrimah Sultan olmak, Kanuni’nin biricik kızı olmak, Mimar Sinan’ın sonsuz aşkı olmak bir yana, bedenini yalnızlıkla paylaşmak bir yana… Oysaki hastamın, Mihrimah Sultan’dan daha şanslı olduğu bir gerçekti. Artık günümüzde meme yokluğu sorunu, son derece basit bir operasyonla halledilebiliyor. Son sorum şu oldu: “Neden 42 yaşına kadar bekledin?”. Bu kadar modern ve başarılı bir iş kadının bile, estetik operasyonu bu kadar ertelemiş olduğuna hala inanamıyordum. İnanamadığım bir başka konu ise, sadece hastamın ailesi için söylemiyorum bunu; nasıl olurda aileler, çocuklarının böylesi bir sorunu olmasına rağmen, onu henüz ergenlik çağındayken bir estetik cerrahla buluşturmazlar?

Bunlar işin keşkeler kısmı. Hastamın sorunu anlaşılır anlaşılmaz harekete geçilseydi, bugün eminim bu başarılı kadın, kat be kat mutlu olacak, belki severek evlendiği bir eşi ve çocukları olacaktı.

Hastam samimi sohbet ve hikayeler sonrasında son derece rahatlamıştı. Muayenesini yaptıktan sonra, 2 gün içinde bana istediğim tetkikler ve tahlillerle geri dönen hastama ortalama 1 saat süren bir meme estetiği operasyonu yaptım. 42 senelik eksiklik, 1 saat içinde giderildi. Memesine protez takıldı, meme ucu ve halka formu güzelleştirildi, birkaç gün sonra işine döndü. Mihrimah Sultan’ı incelemiş ve isminin anlamının “Mihr ü mah” yani “ay ve güneş” olduğunu söyledi bana ve ekledi: “Hocam yıllardır ayın karanlık yüzüyle yaşıyordum, bana güneşi verdiğiniz için sonsuz teşekkürler”.

ASK US!

What are you wondering about DoctorB

TOP